Köşe Yazıları

sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2013 Cumartesi

O'na İhtiyacın Vardır Senin



İnsanın heyecanla bekleyeceği bir şey olmalı.
Günleri saymasına sebep olacak bir şey.
Kalbinin atmasına, rüyalarına girmesine kadar benliğine işleyecek önemli bir şey.
Bedeninde özgürce taşıyabileceği ancak herkesten sakınacağı bir şey.


Sevmek olmalı bir insanın içinde.


Sorgusuz, sualsiz.
Sebep-sonuç aramadan.
Neden-niçin ya da ne zaman-nasıl sorularını sormadan.
Başını usulca yaslayıp güvende hissede bileceği bir göğüs ya da üşümüş ellerini ısıtabileceği bir el.


Aslında her şeyden çok; sen olmayan bir diğer kişiye ihtiyacı vardır insanın.

9 Şubat 2013 Cumartesi

Özlemek, mesafeler yüzünden yahut bir iki gün görmediğin için oluşan bir duygu değildir..



Özellikle seçmiştim cam kenarını dolmuşta. Çalacak şarkıyı ayarladıktan sonra taktım kulakları..
Dolmuş şoförünün acelesi varmış gibi duruyordu, bir şeritten diğerine hızlı geçişler yaparken. Benimse bir o kadar acelem yoktu. Zaman yavaş akabilir, yol saatlerce sürebilir ve ulaşacağım yere geç kalabilirdim. Ne kadar çok onunla ilgili düşlere dalsam o kadar iyi olacaktı benim için.

Her zamanki gibi solumdan geçen arabalara, arkamda kalan binalara bakıyor ve zamanında benim yaşamımda olan fakat farklılaşan parçaları arıyordum. Yoksa kaybetmiş miydim gerçekten onları!

Yokuş aşağı inerken camdan gelen rüzgar yüzümü iğneler gibi vuruyordu suratıma. Burun deliklerimden giren hava nefes alışımı zorlaştırırken bir yandan kavurucu güneşi ise hissetmiyordum bile. Unutmuştum. Aynı bazı saniyeleri ve o saniyeler içinde gizlediğim anıları unuttuğum gibi.
Arada bilerek olsa da bazen istemediğim şeyleri de unutabiliyordum.

Hava limanına giden bir taksi içerisinde, hüznünü gözlüklerinin arkasına saklamaya çalışan bir kadın. Ve zorunlu bir gidiş mi pek bilinmez ama, bir daha geri gelmeyecekmiş hissine kapıldığından derin ve uzun soluk alışları vardı. Yol üstündeki sigorta acentesinin üst katındaki camdan bakan, erkenden beyazlamış sakallara sahip orta yaşlı bir adam.

Birkaç saniye içinde gördüğüm insanların hayatlarına, saniyeler içinde girip sonra saniyeler içinde çıkabiliyorken; Uzun soluklar alabileceğim kişilere nedense adapte olamıyordum. Sanırım bu asansöre binemeyen ya da kapalı bir yerde duramayan kişilerin sahip olduğu: klostrofobi gibi bir hastalıktı.

Ama tek farkla. Sen olsan en uzun solukları alır en uzun soluksuz kalışlarda yaşayabilirdim.
Sadece sen olsan..