Köşe Yazıları

monoton hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
monoton hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2011 Salı

- Monoton Hayat 2 -

Dıt.. Dıt..

Gece yarısı çalan telefonla konuştuktan sonra geldiği yoldan ışıkları yakmadan yatağına ilerledi. Gece çalan telefonlar korkuturdu onu hep. Çocukluğundan kalma yapışkanları bitmiş, uhu ile tekrardan tavana yapıştırılmış yıldızlarına daldı gözleri. Yansıttıkları ışık sönmemişti yıllardır. Ağırlaşan göz kapakları uzaklaşmak istiyordu buralardan, belki tek kaçabileceği nokta düşleriydi

....

Gözlerini açtığında hava yeni aydınlanıyordu. Uzun zamandır günü kaçırmadan yaşıyordu. Kaçırsa ne olurdu ki? Tüylü terliklerini giydikten sonra mutfağa yönelip önce suyu ısıtıcıya koydu. Mutfak tülünü sonuna kadar açarak gökyüzünü seyretmeye başladı. Gece yaptığı konuşma geldi aklına. Gitmeli miydi acaba, ne anlatacaktı gece yarısı arayacak ama telefonda söyleyemeyeceği kadar önemli olan?

Durduramayacaktı aklındaki soruları. Yanıt almak ne kadar korkunç olabilirdi? Aylarca kafasında kurduğu canlı, bir ölüden fazlası olamazdı. En zoruna kendini aylardır hazırlıyordu. Zaten bir gün geleceğini de biliyordu.

Hızlıca dolabının önüne gitti. Gideceği yer ya da kiminle olacağını önemsemeden sadece rahat edebileceği birkaç kıyafetine bakıp aralarından birini seçti. Hızlıca hazırlanıp saçını at kuyruğu yaptıktan sonra mutfağa kaynamış olan suyu kahve ile karıştırıp en sevdiği bardağına koyup evden çıktı. Kapının önünden geçen ilk taksiyi çevirdi. Kapısını kapadığında yeni bir maceraya başlarcasına atan kalbi kulaklarında yankılanıyordu. Tek istediği o plağın tekrardan çalmaya başlamayacak olsaydı.

19 Aralık 2011 Pazartesi

Monoton Hayat -1-

Monoton bir hayat onun için; sabah uyanıp, gözlerini açmadan banyoya yönelmesi ile başlardı.
Aynaya bakmadan suratına çarpardı soğuk suyu. Gözlerini açabilince suratına ve ilgisini çeken gözleri olurdu. Bu sabah yine kan çanağına dönmüştü. Ne zaman olmuştu bu peki? Yoksa gece ağlamış mıydı? Çok mu uyumuştu bu gece, göz altları ondan mı şişti?
Yılların verdiği yorgunlukla çizgilerin oluşması gerekirdi gözlerinde, morlukların değil. Yoksa gece yine dayanamayıp doktorun verdiği dozdan fazla içtiği ilaçlar yüzünden miydi? Kafasında oluşan sıcaklığı, gözlerinin etrafına düşen beyaz noktaları fark edince; yine düşünmenin yersiz olduğunu anlayıp, havluya hızlıca dayadığı suratını sertçe sildi.
Çok şişmanmış gibi evinden eksik etmediği yulaflı yiyeceklerden birini dolaptan çıkartığı soğuk süt ile karıştırıp kaşıkladı. Çalan telefon elindeki gazeteden başını kaldırmasına sebep oldu. Telefonu açıp kısa bir konuşma yaptı. Karşısındakinin cümlesini tamamlatmadan cevap verip telefonu kapadı.
Üstüne dün giydiği kıyafetleri geçirip yola çıktı. Gün içinde o kadar çok insan görüyordu ki. Bazıları ona benziyor, bazılarında gülüşünü görüyordu, arkasından geçen kişinin sıktığı parfümde onu buluyor. Ama hiçbiri 'o' olmuyordu. Hatırlamak istemiyordu ama elinden bir şey gelmiyordu.
Akşama kadar kafasını dolduruyor tek kaldığında plağı başa alıyor ve yeniden başlıyordu. Sızana kadar süren düşünceleri ile monoton hayatına uyku ile kısa bir mola veriyordu.