Yekta Kopan.
Sesi kadar seçtiği sözcükler de beni farklı düşüncelere, hislere götürüp, hiç beklemediğim anda çok fazla etkiledi. Hikaye sevmemi sağlayan Türk yazarlardan biridir. Kurduğu cümleler ile sizi de hikayesinin bir parçası yapıyor. Sanki yazdıklarını okurken, uzakta bir yerde izliyormuşsunuz etkisini oluşturuyor.
Öneri; Eğer ilk defa yazarı okuyacaksanız bu kitaptan başlamalısınız. Veya uzun bir aradan/ilk defa bir hikaye kitabını elinize alacaksanız bu yazarın kitaplarından biri ile başlayabilirsiniz. Hem ödüllü olması boşuna da değil :)
Arka Kapak :
"Buzdan bir kütle, mumyadan bir heykel gibi izledim kaderimi. Babam yanımda olsa bir tokat atar kendime getirirdi beni."
Çocukluk düşlerinden yapılmış bir evin gölgeleri içinde babanın hayaleti ile karşılaşmak... Portobello'da George Orwell'in evinin önündeki kaldırımda oturup Tanpınar okurken zamansız sevgiliyle karşılaşmak... Kuledibi'nde, her şeyini bir Hopper çizimi elde edebilmek için harcamış bir adamla karşılşmak... Ölüme çeyrek kala, bir balık lokantasında küçük kızının yetişkin haliyle karşılaşmak... Cinayetle kaza arasındaki bulanıklığa sığınırken, bir evcil hayvan dükkanında vicdan azabıyla karşılaşmak... Kara mizahla yoğunlaştırılmış usta kalemiyle Yekta Kopan, okurunu, kentler, kitaplar, resimler, şarkılar, fotoğraflar ve insanlar arasında gezdiriyor. Çok iyi bildiğimiz ama unutmaya çalıştığımızı hatırlatıyor. Bir de Baktım Yoksun, unutulmaz bir karşılaştırma kitabı.
Köşe Yazıları
24 Eylül 2013 Salı
21 Eylül 2013 Cumartesi
Tuna Kiremitçi - Hepimiz Birilerinin Eski Sevgilisiyiz
Tuna Kiremitçi'nin ilk okuduğum kitabıdır.
Bir yazarın ilk defa kitaplarından birini okuyacaksanız, seçtiğiniz kitap çok önemlidir. Çünkü o yazarı sevmenize de sevmemenize de sebep olacak şey ilk okuduğunuz kitabıdır.
Bu konuda seçimimle kesinlikle doğru bir karar verdiğime emin oldum. Çünkü diğer kitaplarını da okuma isteği oluştu bende.
Kitapla ilgili birkaç detay vermem gerekirse; Deneme adında yazılmış bir kitaptır. Fakat sizi korkutmasın. İçinde ders verici, ağır cümleleri olan, sıkıcı, satırlarca süren cümleler yok. Aksine altı çizilecek, gündelik hayattan çok güzel örneklerle açıklanmış, yazarın gözlemlediği ve kendi yaşadığı tecrübelerin de bulunduğu; her başlığın 2 veya 3 sayfadan fazla olmamak suretiyle yazılmış yazılardan oluşur.
Kitaptan alıntılar;
"Mutlu çiftler birbirlerine benzer ama her mutsuz çiftin kendine has bir mutsuzluğu vardır." (sayfa 16)
"Tek başına yapılamayacak bir şey varsa, o ancak aşk olabilir. Yalnız ölmekten korktuğumuz için ıskalayıp sonra da hayat boyu hasretini çektiğimiz şey." (sayfa 18)
"Beklemek sevgiliyi, bir şehrin yerini değiştirmek istemek." (sayfa 28)
"Seni değiştirmedikten, bir yerden alıp başka bir yere taşımadıktan, rüzgarıyla tersyüz etmedikten sonra ne anlamı var aşkın?" (sayfa 29)
"Dekolte yazı" (sayfa 93)
14 Haziran 2013 Cuma
Kitap Çekilişi Sonucu
Bu benim düzenlediğim ilk çekiliş idi ve beklediğimden fazla talep oldu. Katılan tüm herkes için öncelikle teşekkür ederim :).
Kitap çekilişinin talihli kişisi;
Blogger sahibi olmuştur.
Söz verdiğim gibi istediği kitabı ve çekilişi başka internet sitelerinde yayınladığı için diğer kitaplardan da bir tanesini kendisine yollayacağım.
Katılımınız için teşekkür ederim ve bir daha ki çekilişte yine birlikte olmak dileği ile :)
29 Mayıs 2013 Çarşamba
Kitap Çekilişi
Benim gibi kitap okumayı seven arkadaşlar için kendimce küçük bir çekiliş hazırlamak istedim.
Farklı türlerden 5 tane kitap seçtim sizler için.
Çekiliş; 13 HAziran Perşembe günü son bulacak ve 14 Haziran Cuma günü kazanan açıklanacaktır.
Bu kitaplardan birini kazanmak için yapmanız gereken tek şey;
- Blogu takibe alıp, yazının altına istediğiniz kitabın adı ile mail adresinizi yazıp yorum bırakmak.
İyi şanslar herkese :)
19 Mayıs 2013 Pazar
Neleri(mizi) Kaybettik?
"İyi ve mutlu insan olmak" hayatta önemlilik sıralamasında gerilere düştü. Çok olmadı insanlar ‘çıkarcılığı’ öne çıkartalı ama çok çabuk benimsedik. Dostlukları ve sevgileri yitirmeye başladık. Güzel olan her şeyi bir bir eksiltmeye başladık.
Sorgulamadan yaptıklarımıza inanmaya başladık. Kendimizde hiç hata yokmuş gibi, karşımızdaki ise tamamen hatalıymış gibi davrandık.
İnsanları dinlemez, düşüncelerine saygı duymaz olduk. Konuşmanın dertlerimiz alıp gideceğine çok inanıp boş konuşmaya başladık. Hatta bunu abarttık, yalanlarla süsledik hoş gözükmesi için.
Kırıldık diye kırmaya başladık. Biz kırdıkça daha çok kırıldık. Her şeyin birbirine bağlı olduğunu unuttuk. Başka bir yol oluşturma şansımız varken yaptığımız kördüğümü çözmeye çalıştık sadece.
Özür dilemeyi unuttu dilimiz. Gelen özrü duymaz oldu kulaklarımızı. Affetmekten çok kin beslemeye başladık. Karamsar tablolar çizmeyi el alışkanlığı yaptık.
Sorgulamadan yaptıklarımıza inanmaya başladık. Kendimizde hiç hata yokmuş gibi, karşımızdaki ise tamamen hatalıymış gibi davrandık.
İnsanları dinlemez, düşüncelerine saygı duymaz olduk. Konuşmanın dertlerimiz alıp gideceğine çok inanıp boş konuşmaya başladık. Hatta bunu abarttık, yalanlarla süsledik hoş gözükmesi için.
Kırıldık diye kırmaya başladık. Biz kırdıkça daha çok kırıldık. Her şeyin birbirine bağlı olduğunu unuttuk. Başka bir yol oluşturma şansımız varken yaptığımız kördüğümü çözmeye çalıştık sadece.
Özür dilemeyi unuttu dilimiz. Gelen özrü duymaz oldu kulaklarımızı. Affetmekten çok kin beslemeye başladık. Karamsar tablolar çizmeyi el alışkanlığı yaptık.
Ağlamak yardımcı olur yol bulmakta dediler, biz ağlarken bulmamız gereken yolu da kaybettik.
Gülmeyi, tuttuğumuz ellerimizi açıp kaybettik. Yasak ettik kendimize. Tüm olumsuzlukları ise dört elle sarıldık. Daimi bildik.
Değişmedik, çok değiştik. Kendimize yeni benlikler oluşturduk. Kendimiz sevdik çoğu şeyi. Yalnızlığı, mutsuzluğu, ağlamayı, hüznü… Sıkıştığımızda onu çağırdık içki masamıza. İçki masalarına efkar dağıtmak yerine daha çok efkar toplamaya gittik.
Belki doğrudur dedikleri. ‘Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.’
9 Mayıs 2013 Perşembe
Bir gün herkes rüyalardan uyanır.
Ya canlı kanlı gördüğümüz rüyalar? Asıl sorun bu.
Gördüğünüz, sevdiğiniz, yanında olduğunuz, dokunduğunuz, en ince ayrıntısına kadar hissettiğiniz kişilerin rüyalarından uyanmanız.
Asla istenilmeyecek, gerçekleştiği zaman; etlerinizin tek tek cımbızla çekildiğini hissedeceğiniz durumdur. Belki de en büyük işkencelerden daha zor olacak günler, aylar..
Yani bir gün gitmesi. Gidecek olması. Severken, kavgalı iken, yalnızken.. Herhangi bir sebepten, herhangi bir nedenden belki tamamen can sıkıntısından.
Gerçekleşse kalbinin duracağını, bir daha nefes alamayacağını, güneşin tenimi tekrar ısıtmayacak oluşunu hissetmek gibidir. En kötüsünü yapıyoruz biliyorum. Bağlanıyoruz. Çünkü bir gün o gidecek biliyoruz. O gitmezse de sen gidersin, bunu biliyorsun. Ne kadar kalmak istesen de.. Bir gün... Belki...
Fakat "gitmeyeceğim" diyemiyorsun.
Gidersen diye giderse diye.
Ama sen gidene kadar, seninle olduğu her anın en güzeli olması için elinden geleni yapacaksın. Ve gittiği gün ne bir "keşke" kalacak ne "pişmanlık". "İyi ki" cümlelerini hatırlayacak; yüzünü gülümsetecek, yüreğini ısıtacak.
Yetmeyecek belki ama bir tebessüm kalacak.
Yetmediği günler hissedeceksin en çok boşluğunu. Bazen onu hiç hatırlamayacaksın. Bazen kafanı vuracak. Ama sonuçların çoğu ona çıkacak yine. Çok farklı yolların sonucu o çıktıkça yine canın yanacak. Susacaksın. Ağzında biriken her kan damlasını itina ile yutacaksın.
Tekrar tekrar yaşayacaksın.
Ama; sen şimdi seninleyken onu seveceksin. Sevmekten şapşal olacaksın. Yüzü, görmekten eskiyecek belki ama bıkmadan görmek isteyeceksin. Sesi bazen kulaklarını tırmalayacak, ama yinede en güzel dilekleri onun sesinden duyacaksın. Teni ateşten gömlek olacak yakacak belki ama uyurken yine yeniden onun tenini yanında isteyeceksin.
Seveceksin. Sevgini vereceksin.
Sevmekten bıkana kadar sevgisini kullanacaksın. Bıktığım gün yine seveceksin.
27 Nisan 2013 Cumartesi
O'na İhtiyacın Vardır Senin
İnsanın heyecanla bekleyeceği bir şey olmalı.
Günleri saymasına sebep olacak bir şey.
Kalbinin atmasına, rüyalarına girmesine kadar benliğine işleyecek önemli bir şey.
Bedeninde özgürce taşıyabileceği ancak herkesten sakınacağı bir şey.
Sevmek olmalı bir insanın içinde.
Sorgusuz, sualsiz.
Sebep-sonuç aramadan.
Neden-niçin ya da ne zaman-nasıl sorularını sormadan.
Başını usulca yaslayıp güvende hissede bileceği bir göğüs ya da üşümüş ellerini ısıtabileceği bir el.
Sebep-sonuç aramadan.
Neden-niçin ya da ne zaman-nasıl sorularını sormadan.
Başını usulca yaslayıp güvende hissede bileceği bir göğüs ya da üşümüş ellerini ısıtabileceği bir el.
Aslında her şeyden çok; sen olmayan bir diğer kişiye ihtiyacı vardır insanın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






.jpg)